Filistin Esirler Günü: Zafer Mutlaka Halkımızın Olacak!
- Dünyaya Başkaldırıyoruz

- 17 Nis
- 2 dakikada okunur

Filistin Esirler Günü Vesilesiyle
Biz hapishaneden ayrıldık ama hapishane bizden ayrılmadı; çünkü orada paslı duvarların ardında yoldaşlarımızı, genç aslanlarımızı, annelerimizi, liderlerimizi, yaralılarımızı ve gazetecilerimizi bıraktık. Onlar, insanlık tarihi boyunca eşi benzeri görülmemiş en çirkin işkence biçimlerine ve faşist baskılara maruz kalıyorlar. Tüm insani ve ahlaki yasaları çiğneyen vahşi ve faşist yöntemlerle karşı karşıyalar. İşgal zindanlarındaki esirlerimize karşı bir soykırım savaşı yürütülüyor.
Bu zindanlarda:
9.600 erkek ve kadın esir,
350 çocuk,
84 yaralı kadın ve anne,
50 kadın ve erkek gazeteci bulunmaktadır. Ayrıca, Gazze'den kaçırılan ve haklarında hiçbir bilgi alınamayan, yeraltındaki bilinmeyen yerlerde tutulan çok sayıda kadın ve genç bulunmaktadır. İşgalci, "Aksa Tufanı"ndan sonra işkence yöntemlerini en üst seviyeye çıkardı. İşgal güçleri; kadın ve erkeklere yönelik cinsel saldırı, darp, ateş açma, tıbbi ihmal, ziyaret yasağı, kıyafet ve battaniye dahil tüm kişisel eşyalara el konulması, hücre hapsi, kitap-kağıt-kalem yasağı ve avukat görüşü yasağı gibi yöntemler kullanmaktadır. Bunlara ek olarak "yavaşlatılmış ölüm" politikası uygulanmakta ve hapishanelerde şehit olanların sayısı yaklaşık 70'e ulaşmış durumdadır.
1967’den bugüne kadar yaklaşık bir milyon Filistinli siyonist zindanlara girmiştir. Bunların 18.000’i özgürlüğüne kavuşan Filistinli kadınlardır. Aksa Tufanı’ndan bu yana esir hareketi, hayal dahi edilemeyecek kadar ağır şartlar altında yaşamakta; dünyanın hiçbir hesap sormadığı faşist bir intikam dalgasına maruz kalmaktadır. Son çıkarılan idam yasası, siyonistlerin dizginlerinden boşalmış saldırganlığının apaçık bir kanıtı ve uluslararası hukukun hesap sorma konusundaki acizliğinin doğal bir sonucudur.
Filistinli esirin işgal kamplarında yaşadıkları; Gazze, Batı Şeria, Kudüs ve işgal altındaki 48 topraklarındaki Filistin halkının yaşadığı soykırım gerçeğinden kopuk değildir. Gazze Şeridi, 2 milyon 200 bin Filistinlinin bombardıman, açlık, hastalık, soğuk ve baskı gibi farklı yöntemlerle ölüme mahkum edildiği devasa bir hapishaneye dönüştürülmüştür. Böylece Filistin halkına karşı yürütülen soykırım halkası tamamlanmaktadır. Öyle ki, Filistinliler Filistin dışında bile takip edilmekte ve suikastlara uğramaktadır. Bugün, Gazze'deki soykırım savaşının ve Amerika ile İsrail'in İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik hain saldırılarının üzerinden geçen süreçte; Gazze, Batı Şeria, Kudüs ve tarihi Filistin topraklarında soykırım devam etmektedir. Gazze ve Batı Şeria’daki suçlar ve süregelen katliamlar üzerinde tam bir karartma uygulanırken, aynı zamanda kardeş Lübnan halkına karşı da soykırım pratikleri sergilenmektedir. Siyonistlerin idam yasası aslında sahte bir karardan ibarettir; çünkü işgalci zaten 88 yıldır, başta ABD olmak üzere emperyalistlerin himayesinde Filistin halkını her gün meydanlarda idam etmekte ve katletmektedir. Filistinli kadınların, erkek yoldaşlarıyla omuz omuza ulusal haklarını savunurken bu zulmün en ağırını yaşaması ise mücadelenin doğal bir parçasıdır. Bu günde, zaferimizin anahtarı olan ulusal birliğimizi pekiştirmek için çabalarımızı birleştirme gerekliliğini vurguluyoruz. İşgali ifşa etmek, idam yasasını iptal ettirmek, esirleri özgürleştirmek, esir ve şehit ailelerinin direnişine destek olmak için ulusal, kolektif ve küresel bir çalışma yürütmeliyiz. Onların fedakarlıklarına vefa borcumuz budur.
Şehitlerimize şan ve şeref, esirlerimize özgürlük, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Zafer mutlaka halkımızın olacak; siyonistler ve onların yandaşları ise utanç ve rezalet içinde kalacaktır.
Dr. Mariam Abu Daqqa 17 Nisan Filistin Esirler Günü Filistin Halk Kurtuluş Cephesi(FHKC) Lideri, Siyasi ve Sosyal Aktivist, Eski Mahkum




Yorumlar