Kadının Tasviri Toplumun Tasviridir
- Dünyaya Başkaldırıyoruz
- 23 Tem 2024
- 5 dakikada okunur

Kadını Ezen İlişkiler
Kadınlar erkeklere bağımlı olduğu sürece, ekonomik olarak eziliyorlar. Emek sermaye ilişkisi, ücretli emekçilerin ezilmelerine ve sömürülmelerine dayanıyor. Birçok işyerinde ve işkolunda kadınlar erkeklere göre daha az ücret alıyorlar. Eşit işe eşit ücret, 21. yüzyılın bu ilk çeyreğinde de geçerli bir istemdir.
Kadınların yoğun olarak, ağırlıklı olarak çalıştığı işkollarında, ücretler, diğer bazı işkollarına göre daha düşüktür. Tekstil işkolu, kadınların ağırlıkta çalıştığı işkoludur. Ve burada ücretler genel olarak düşüktür. Yine kadın ve çocukların ağırlıklı olarak çalıştığı tarımda ücretler genelde düşüktür. Son yarım yüzyılda Afrika, Asya ve Latin Amerika’dan emperyalist ülkelere olan güç akışında kadınlar çoğunluğu oluşturuyor: “Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre ‘Üçüncü Dünyadan’ göç edenlerden yarısından fazlası kadındır.” Göç eden kadınlar ya kamplarda acı çekiyorlar veya çalıştıkları işyerlerinde düşük ücretle çalışıyorlar. Birçoğu çocuklarıyla göç yollarında ölüyor. Ekonomik bakımdan ezilmişliklerine son vermek, kadınların kurtuluşunda temel önemde bir önlemdir.
Kadınlar sadece ekonomik olarak ezilmiyor. Toplumsal olarak da eziliyorlar. Kadınların ezilmesi toplumsal ilişkilerin tüm alanlarını kapsıyor. Kapitalist toplum, sömürü, baskı ve tahakküm toplumudur. Kadınlar, ailede, çevrede, işyerlerinde, günlük yaşamın tüm seyri içinde sürüyor ezilmeleri. Kapitalist toplumun modern ilişkileri kadınları ezdiği gibi, geçmişten gelen ilişkiler, kültür de eziyor.
Kadınlar, ekonomik ve toplumsal olarak ezildikleri gibi, siyasi olarak da eziliyorlar. Burjuva siyasi iktidar (hükumetler), burjuva devlet, her yerde kadınları siyasal olarak başsı altında tutuyor, baskı yasaları çıkarıyor, yargıyla hapishanelerle, işkenceyle, katliamla ve sayısız siyasal biçimde eziyor kadınları.
Buradan net, kesin, keskin radikal sonuç çıkar: Ezilmenin bütün biçimlerini yok etmek.
Kadınların Yaratıcılığında Patlama
Ezilmenin bütün biçimlerini yok etmek için en etkin yöntem devrimdir. Devrim, kadınlar yer almadan yapılamaz. Tam da bu süreçte kadınların yaratıcılığında pir patlama olur.
Kadınların yaratıcı potansiyelini açığa çıkaracak olan yeni bir toplum kurma mücadelesidir. Her bireyin çok yönlü ve özgürce geliştiği koşulları sağlanan daha yüksek bir toplum mücadelesinden başka hiçbir şey, kadınların yaratıcı potansiyelini sonuna kadar harekete geçiremez.
Yaratıcılık, kadınların özgürleşme ve kurtuluş kavgasında örgütlenmede, dayanışmada, düşüncede bir bakış açısı oluşturmada kendini gösterir.
Kadınların yaratıcılığı, 20. yüzyılın başlarında örgütlü komünist kadınların öncülüğünde, kadınların örgütlenmesi ve mücadelesinde; Uluslararlası sosyalist kadın konferansının toplanmasında doruk noktasına çıktı. Yaratıcı potansiyelin toplumsal devrimlerde, gerilla savaşlarında, barikatlarda, kitle çalışmalarında, sosyalist toplumun kuruculuk faaliyetlerinde, sanat mücadelesinde tam bir patlama yaşadı. Düşün alanında ne kadar üretken olduğu, ortaya konan ürünlerle, kendisinden daha çok söz ettiriyor.
Sosyalizmin Harekete Geçirici Etkisi
Sosyalizm mücadelesi, geniş kitlelerin uyanışında, bilinçlenme ve örgütlenişinde ve eyleme geçmesinde öncü, sürükleyici bir rol oynamıştır. Bu, 20. yüzyıl ve günümüzde sınıf savaşının bir gerçeğidir.
S. Federici, bir feminist olarak, ister istemez bu gerçeğe değinmek zorunda kalıyor:
“1960’lı yıllarda, bizlere mücadele edebileceğimizi ve dünyanın gidişatını değiştirebileceğimizi gösteren Vietnam’lı kadınların mücadelesini örnek alıyorsunuz fakat onların ne için mücadele ettiğinin üstünden atlıyorsunuz. Vietnam’lı kadınların mücadelesini, onların özgürlük ve sosyalizm amacından koparıyorsunuz. Verilen mücadele içeriksiz değildir. Vietnam’lı kadınları, savaşan tüm Vietnam’lılar gibi etkileyen devrimci amaçlarıdır. Diğer önemli bir etken, Vietnam işçi partisi gibi savaşan, devrimci sınıf partisi önderliğinde birleşmeleridir.
“Ertesi yıl (1961) Güney Vietnam’ın Kurtuluşu için Kadınlar Birliği Kuruldu.”
Bu bilgiyi aktaran Sheila Rowbotham, şunu da söylüyor:
“Savaşın toparlayıcı etkileri, kadınların kurtuluşunun ulusal kurtuluştan ayrılmayı olanaksızlaştırır.”
Vietnam’lı kadınlar, bu mücadelede kendi örgütlerini kurarak yer alıyorlar.
Vietnam’ın etkileyici mücadelesiyle birlikte, Küba Devrimi, dünyada halk kitleleri üzerinde devrimci bir etki yaratıyor. Kadınların 60’lı ve 70’li yıllarda başlayan atağında Küba Devrimi’nin tartışmasız etkisi var. Küba Kadınlar Federasyonu 1960’da kuruluyor. Bunda devrimci kadın önder Vilma Espin’in büyük rolü var.
Türkiye ve Kürdistan’ta, yarım yüzyıldan fazladır süren yoğun devrimci mücadele, toplumda devrimci etki yarattı. Devrim bugünkü ileri noktaya geldiyse, bunda verilen etkileyici mücadelenin tartışmasız yeri var. Devrimci komünist kadınlar, genel olarak tüm devrimci kadınlar ve kadın hareketi bu süreçte harekete itiş verici bir rol oynadı. Kadınlar bu süreçte büyük bedeller ödedi. Sınırsız fedakarlıkta bulundu. Bu kadınlar, kadın hareketinin etkileyici gücüdür.
Federici 1980’de yazdığı metni şu cümleyle bitiriyor:
“Eğer bu toplumu kökten değiştirmek için gerekli gücü bulamazsak onların” mülteci kamplarında yaşayan kadınların “şu anda çektikleri acı çok yakın zamanda bizlerin acısı olacaktır.”
Feminizm toplumu kökten değiştirmekten söz etmekle kendi dar ufkunun ötesine geçmiş oluyor. Feminizm; yukarıda aktardığımız anlayışı, marksizmden ödünç almıştır. Dünyayı devrimci tarzda değiştirmek, yani sınıfları ortadan kaldırmak, Marksizmin temel ilkesidir.
Toplumun kökten değişimini istemek yetmez. Bunun araçlarını da ortaya koymak gerekiyor. Toplum, toplumsal devrimle tamamen ve temelden değişebilir.
Geniş Tarihsel Çerçeve
Feminist hareket, dar bir çerçeve içinde hareket ediyor. Ufku, kadınların, kadın olmaktan kaynaklanan sorunları aşmıyor. Bu sorunları da bütünlükle bağı içinde ele almıyor. Bu hareket hak elde etme sınırlarını aşmıyor. Oysa, kadınların toplumsal konumu sorunu, işçi sorunu, çevre sorunu vb toplumsal sorunlar dizisi daha geniş tarihsel çerçevede meydana geliyor. Sorunun kendisi ancak toplumsal yapı temelinde anlaşılabilir. Tarihsel ve ekonomik gelişmeler bir bütün olarak değerlendirilmeli. Toplumun önüne sorunu getiren tarihsel ve ekonomik gelişmelerdir. Sorunun çözümü toplumun devrimci dönüşümüdür. Sorun, çözümü de içeriyor. Kapitalist toplum ve ona karşı mücadeleden sözediyoruz.
“Kapitalizmin doğuşunun ön koşulu, insanlığın büyük bir bölümünün kurban edilmesiydi -kitlesel yokolmalar, açlığın ve sefaletin üretimi, kölelik, şiddet ve terör. Kapitalizmin devamı aynı koşulları gerektiriyor.” (Mariarosa Dalla Costa)
Burada söylenenler, Marx’ın Kapital’inden yola çıkılarak formüle edilmiştir. Marx, sermaye birikiminin tarihsel eğilimini hem diyalektik yoldan, hem de tarihsel açıdan ortaya koyar. Emekçilerin yoksulluğu ve yoksunluğu, sermaye birikiminin koşuludur. Tüm bunlar kapitalist toplum zeminleri üzerinde meydana geliyor. Kadınların durumu bu temelde, yani büyük tarihsel çerçeve içinde anlaşılabilir ve açıklanabilir. Özgürlük ve kurtuluş, bu büyük tarihsel çerçeveye meydan okumaktan geçer. Asıl sorun bu büyük tarihsel çerçeveyi dönüştürmektir. Bunun gerçekleşmesi, kapitalizmin ezdiği tüm kitlelerin birlikte hareket etmesini gerektirir.
Baskı Sistemi
S. Federici bir feminist fakat, feministlerin bir çok konudaki hatalı görüşleri karşısında eleştirel yaklaşımdan da geri durmaz. Eleştirilerinin asıl zayıf tarafı ise, feministlerin eleştirisini feminizmin eleştirine kadar vardırmamasıdır. Böyle bir eleştiri, orta-sınıf kadınların bakış açısından değil, işçi sınıfının devrimci sınıf konumundan hareketle yapılabilir. Federicinin yaptığı eleştirilerin amacı, feminist hareketi içinde bulunduğu ideolojik ve siyasal güçlüklerden ve açmazlardan kurtarmaktır. Fakat, feminist hareket kendi bakış açısının güçlüklerinden kurtarılamaz.
Federici, feminist hareketi, kadınlara yönelik baskılara ve saldırılara karşı durmakla birlikte, “kapitalist birikim sürecinin doğasında var olan şiddeti, kıtlıkları, savaşları... gözardı etmek”le eleştirir. Bu tam da feminist hareketin, o büyük tarihsel çerçeveyi görememesidir. Özel mülkiyet toplumu, bir baskı toplumudur. Kapitalist sömürü, kapitalist baskıdan ve şiddetten ayrı görülemez. Dolaysıyla, işçi sınıfının kadınların, kapitalizmin ezdiği tüm kitlelerin ezilmişlikten kurtarılmaları, toplumun kökten dönümünü gerektiriyor.
Güç Yoğunlaşması
Güç yoğunlaşması sınıf mücadelesinin doğasında var. savaşta üstünlüğü sağlamak isteyen taraf, büyük bir güç yığınağı yapar. Kapitalist sınıfı ekonomik, siyasal ve ideolojik aygıtlarda (propaganda aygıtlarında vb) elinde büyük güç yoğunlaştırır. Çalışan sınıf da sınıf savaşının bütün biçimlerinde etkin olmak, dolaysıyla savaşta üstünlük sağlamak amacıyla,tüm gücünü doğru devrimci strateji temelinde yoğunlaştırır. Toplumun tüm yüzeyinde gördüğümüz yoğun güçlerin savaşıdır. Yoğun sınıf savaşıdır.
Sınıfların birbiriyle savaşa tutuştuğu bir yerde savaşın sonucu, yine bir güç belirler. İşçi sınıfı ve emekçi halk kitleleri, düşman sınıfın yoğun güçle savaştığı koşullarda, kendisi de, tüm güçlerini sokakta, birleştirmek zorundadır. Ezilen ve sömürülenler, sömürü ve ezilmişlikten, tüm güçlerini egemen sınıfa karşı eylemde yoğunlaştırarak kurtulabilir. Burada önemli olan, güçün devrimci hedeflere yoğunlaşmasıdır.
Dünyayı Değiştirmek İçin
Kadın hareketi, harekete örgütsel bir biçim vererek, mücadelede etkili bir silahla donanmış olur. Örgütlenme devrimci nitelikte olmalıdır. Sermayenin kadınlar ve erkekler üzerindeki egemenliği, ancak devrimci bir örgütsel araca dayanılarak yıkılır. Devrimci örgüt, devrimi hazırlayan, hızlandıran ve yaratan bir araçtır. Asıl mesele, dünyayı yorumlamak değil, onu değiştirmektir. Dünyayı değiştirmenin aracı devrimci bir örgüttür. Devrimci örgüt, kapitalist sınıfın egemenliğine karşı kitlelerin doğrudan eylemini ve dolaylı mücadelesine önderlik eder. Özgürleşme ve kurtuluş gerçek olur.
Kadının tasviri, toplumun tasviridir. Kadının toplumsal durumu o toplumun durumunu gösterir. Kapitalist toplumda kadının ezilmişliği ve köleliği, toplumun sermayeye, zincirli olduğunu ortaya koyar. Kadının özgürlük derecesi, toplumun özgürlük derecesini ortaya koyar.
Comments