Mücadelemiz Özünde Aynıdır
- Dünyaya Başkaldırıyoruz
- 7 Mar
- 2 dakikada okunur

Bu topraklarda yaşayan yabancı kadınlar onlarca zorluk ve sorun ile karşılaşıyor. Bu sorunlara değinmeden önce, bakış açımı şekillendiren bir inancı paylaşmak istiyorum: Güçlenmek ve haklarımızı kazanmak; ancak kadınlar olarak birbirimizi anlayıp, mücadelelerimizin aynı olduğunu fark ettiğimiz zaman gerçekleşecektir.
Dünya geneline erkeklere bakacak olursak, hangi milletten olursa olsun, ortak bir inancını, hedefini görürüz: Kadınlar üzerindeki hakimiyetlerini paylaşmak, ve ayrımcılık. Bu ataerkil düşünce sınırları aşar. Ancak, her bölgeye özgü farklı bağlamlar ve koşullar olsa da, her yerdeki kadınlar bu ataerkil düşüncelere karşı benzer savaşlar veriyor. Daha ilerici veya “özgür” gibi görünen ülkelerde bile, kadınlar hala baskı altında; sadece farklı şekillerde ve farklı yoğunluklarda.
Mücadelelerimiz dışarıdan farklı görünebilir, ama özünde hepsi aynıdır. Eşitlik, özerklik ve saygı için olan savaşımız evrenseldir. Artık birbirimizi sadece farklı ülkelerden gelen kadınlar olarak değil, eşitlik için zincirleri kırmak ve haklarımızı savunmak için ortak bir hareketteki savaşçılar olarak görmeliyiz.
Kadın hakları söz konusu olduğunda, örneğin Türkiye’deki yabancı kadınlar, yasal korumadan yoksun olmakla birlikte, dil bariyerleri nedeniyle kadın hakları hareketlerine yeterince dahil olamamaktadırlar. Ayrıca, kadın hareketlerinin kültürel farklılıkları göz önünde bulundurmadığını veya kadın hakları mücadelesinin daha genel bir hale gelemeyeceğini hissedebilirler. Oysa, Türkiye’de çok sayıda yabancı kadın bulunmaktadır, bu da dünya genelindeki kadın hakları mücadelesine kapı açabilecek bir fırsattır. Ancak çoğu yabancı kadın, kendini yeterince güvende ve kapsayıcı hissetmeyebilir ve nihayetinde bu durum onları toplumdan izole ve savunmasız bırakabilir.
Günümüzde hala haklarının farkında olmayan, ya da bu haklar için mücadele etmekten korkan birçok kadın var. Öz savunma veya yardım alma konusunda güçsüz hissetmek, bu korkunun en büyük ve endişe verici kaynağıdır. Daha da endişe verici olanı, misilleme veya sınır dışı edilme korkusu nedeniyle, maruz kaldıkları istismarı veya ayrımcılığı bildirmemeleridir. Kadın özgürlüğü hareketlerine katılmaya çalışan bazı kadınlar, bu tür bir müdahaleye uğrayarak sınır dışı edilme gibi sert bir cezayla karşılaşmışlardır, bu da birçok kadının sesini yükseltmesini engellemektedir.
Kadınların istismarı kabul etme baskısı; geçimlerini kaybetme, güvenliklerini yitirme veya toplulukları tarafından dışlanma korkusundan kaynaklanmaktadır. Güçlü yasal korumaların yokluğunda, yabancı kadınlar genellikle savunmasız kalmakta, yardıma başvurmak için yasal haklarını kullanamamaktadırlar çünkü birçok ülkede onları koruyacak yeterli yasalar bulunmamaktadır. Türkiye de bu ülkelerden yalnızca bir tanesi.
Yabancı kadınlar, özellikle marjinalleştirilmiş geçmişlere sahip olanlar, iki katmanlı bir baskıya ve ezilmişliğe uğramaktadırlar; birincisi kadın olmalarından, ikincisi ise yabancı olmalarından kaynaklanır. Destek sistemlerinin eksikliği ve sosyal ile yasal engellerin birleşimi; onları sömürü, istismar ve ihmale karşı son derece savunmasız bırakmaktadır. Tüm bunlar, bu ülkede karşılaşılan onlarca problemin yalnızca bir yüzü olarak yabancı kadınların karşısında duruyor.
İstanbul'dan Göçmen Bir Kadın
Comments