top of page

Temel İlkemiz:Tam ve Özgür Gelişim



Her Tür Emeğin Ücretli Emeğe Dönüşmesi


Olgular, süreçler, görüşlerden sözederken, gözlemler aktarmakla yetinmemeliyiz. Önemli olan ele aldığımız şeyin gerçek anlamını ortaya koymaktır. Yoksa, konuyu anlamış ve açıklamış olmayız. Sıfır Noktasında Devrim’i yazan Silvia Federici olgular ve süreçler aktarırken gerçek, tam ve bütünlüklü anlamından uzağa düşüyor. Daha iyi bir ifadeyle, somut olarak sürecin gerçek anlamını vermiyor.

S. Federici, 70’lerde hizmet sektöründe yoğunlaşma, adeta bir patlama olurken, şunu aktarıyor:

“Yemek pişirme, temizlik, çocuk bakımı ve ve hatta problem çözme ve refakat gibi işler gittikçe artarak ‘ev dışına çıkarılmış’ ve ticari temelde örgütlenmiştir.”

Federici, yaşananlardan şu sonucu çıkarıyor:

“Genel olarak ele alındığında, tüm bu eğilimler, ev işlerinin giderek cinsiyetsizleştirilmesi, evlerden dışarıya çıkarılması ve en önemlisi de ücretlendirilmesi anlamında toplumsal yeniden üretimin örgütlenmesinde önemli bir dönüşümü gösterir.”

S. Federici, en başta şunu gözönünde tutması gerekirdi. Büyük sanayi, ev ekonomisi ve ev emeği üstünde devrimci bir etki yaratır. Ev ekonomisini yıkmış ve ev emeğini, yani kadın ve çocuk emeğini ev dışına çıkararak, ücretlendirmiş, toplumsal üretim sürecine sokmuştur. Federici, sermaye birikiminin eğilimini ortaya koymadığı için, ev emeğinin, neden ev dışında ücretlendirildiğini açıklayamamıştır. Sermaye birikimi, ücretli emeğin sömürülmesine dayanır. Bu temel nedenle kapitalizmin bu varlık koşulu nedeniyle, her türlü emeği ücretli emeğe çevirir. Kadının ev emeğinin ev dışında ücretlendirilmesi bu temelde açıklanabilir.

Ev işinin, ev dışına çıkarılması, kadınların fabrikalara, işyerlerine, bürolara ve toplumsal üretimin bütün olaylarına yönelmesi, kadınların kurtuluşu yolunda önemli bir gelişmedir. Gelişmenin yasası birkez daha doğrulanmış oluyor: Gelişme içten dışa doğrudur, yakından uzağa doğrudur. Kadınların ücretli emekçi olması tarihi sürecin hızlanmasında büyük bir gelişmedir. Bu, net olarak ortaya konmalıdır.

S. Federici, ev işinin, ev dışında ücretlendirilmesi, ticari temelde örgütlenmesinin hangi sonuca yol açtığının farkındadır:

“Dolaysıyla ev... yeniden üretim hizmetlerinin yapıldığı temel yer olarak önemini kaybetmektedir.

Federici, bunu 1980’de söylüyor. Birde günümüzde hangi aşamaya geldiğini düşünelim. Böylece feminizmin temel tezi de -eviçi emek için söylenen- bütün anlamını yitirmiştir.

Kadınlar, işyerlerinde erkeklerle birlikte çalışırlar. Böylece cinsiyetlerin yeni ve yüksek ilişkisinin temellerine kavuşmuş olurlar. Kadınlar üretici güçlerin bir parçası olur; kadın ve erkek üretici güçlerin kendisi büyük bir dönüşüme uğrarlar:

“Üreticiler de değişirler, kendi içlerinden yeni niteliklerin doğup evrilmesiyle kendilerini dönüştürürler. Üretim yoluyla yeni güçler ve yeni fikirler, yeni ilişki biçimleri, yeni gereksinimler ve yeni söylemler geliştirirler.” (Marx)





Kadınların Ekonomik Bağımlılığına Son Verilmeli


Kadınların bu toplumdaki toplumsal konumu, kadınların ekonomik bağımlılığı anlaşılmadan anlaşılamaz. S. Federici, kadınların ekonomik bağımlılığına dikkat çekiyor:

“Çoğu kadın ekonomik olarak hayatını devam ettirmek için erkeklere bağımlı olmaktan ve bu bağımlılıkla gelen baskıya katlanmaktan başka alternatife sahip olmadığı için erkek ve kadın arasındaki tüm iktidar ilişkileri bu ‘farklılık’ üzerine kurulmuştur.”

Kadınların işgücüne daha fazla katılımı, bu konuda temel bir değişim getirmiştir. Kadınların ücretli işgücüne katılımı günümüzde ileri düzeyde. Bu açıdan çalışan kadınlarla çalışan erkekler arasında, yeni türden bir ilişki gelişiyor. Kadın erkek karşısında bağımlı değildir. Ücretli işgücüne katılmayan kadınlar için durum farklıdır. Bu koşullarda erkeğe ekonomik bağımlılık devam eder. Çalışan kadınların işsiz kalmaları durumunda, aynı şey söz konusudur. Kapitalist toplumda, çalışan hiç kimse yarınından emin değildir. O halde, bu sorun, köklü olarak çözülmelidir. Kadınların ekonomik bağımlılığına son vermek, ezilen cinsiyetin kurtuluşu için temel önemdedir. Sorunun temelden çözümü, daha üstün toplumun kurulmasıdır. Bu toplumun temel ilkesi, bireyin tam ve özgür gelişimidir. Bunun maddi temellerini yaratmak bu ilkeleri hayata geçirmenin temel koşuludur.

S. Federici, kadınların ücretli işgücüne katılımının sınırlarının farkındadır:

“Toplumsal ve ekonomik politikalarda ve toplumsal önceliklerde köklü bir dönüşüm yaşanmadığı sürece kadınların hayatında olumlu hiçbir değişim ortaya çıkmayacağı açıktır.”

Kadınların hayatında olumlu bir değişim, kapitalist toplumda beklenmemeli. Bu toplumda öncelikler bireysel çıkar sağlamaktır. Ekonomik ve toplumsal politikalarda değişim, bireysel çıkara hizmet etme amaçlıdır. Köklü değişim için, toplumun kendisi radikal olarak değişmelidir. Eski toplumun içinde kadın toplumsal konumunda temelde bir değişim beklemek, bu toplumu tanımamaktır.


Sürekli Mücadele


“Kadınlar 1960, 1970’lerde elde ettikleri kazanımları korumak için bile sıkı bir mücadeleye girmek zorunda kalacaklardır.” S. Federici

Kadınlar kazanım elde etmek için her zaman zorlu ve uzun süreli mücadeleler vermişlerdir. Ancak bu toplumda emekçilerin kazanımlarının hiçbir güvencesi yoktur. Kazanımlar, sınıf savaşının gelişimine, sınıflar arasındaki güç dengesine göre, korunup korunamadığı değişmiştir. Kadınların sağladığı kazanımların durumu, genel durumdan ayrı değildir. Kadınlar yılların çatışmalarına dayanılarak edindikleri kazanımları korumak için her zaman mücadele içinde olmuşlardır. İstanbul Sözleşmesi bunun en yakın zamanki örneğidir. Mücadelelerle kazanılan hakların güvence altına alınması için, kadınlar diğer emekçilerle birlikte iktidara gelmelidir.

Tam kurtuluş amacını ortaya koymak tek başına yeterli değildir. Hedefe varmanın araçları da ortaya konmalıdır.

“Düşük ücretli işi bulduğumuzda ve sendikalar yalnızca yenilgimiz üzerinde pazarlık yaptığında özgürleşmenin ‘iş bulma ve sendikaya katılma’ ile başladığına inanabilir miyiz? (S. Federici)

Silvia Federici’nin kadınların ücretli çalışması karşısında aldığı tavır feminizmin kadınların özgürleşmesi üstüne söylediklerinin laftan başka bir şey olmadığını bir kez daha gösterdi. Kadını ücretli emekçi yapan maddi koşullar, aynı zamanda ezilen cinsiyetin, erkeğe ekonomik bağımlılığının sona ermesinin ve kadınların özgürleşmesinin koşullarıdır. Karşı çıkılması gereken kadınların ücretli emekçi olması değil, düşük ücret almalarıdır. Karşı çıkılması gereken, kadın işçilerin sendikalarda örgütlenmesi değil, bu sınıf örgütlerinde erkek egemen anlayışın olmasıdır. Kadın emekçiler, ücretlerin yükseltilmesi, eşit işe eşit ücret, çalışma koşullarının iyileştirilmesi içni mücadele etmelidir. Kadın ve erkek tüm işçiler, sadece ücret mücadelesi vermekle kalmamalı, ücretli emek sisteminin yıkılması, emeğin kurtuluşu ve kadınların kurtuluşu için mücadele vermelidir. Toplumsal kurtuluş, bunun araçları olmadan gerçekleşmez.


Strateji İhtiyacı


Kadın hareketi, mücadeleyi ne kadar yoğunlaştırsa da, hedefe yönelen bir strateji oluşturmadan başarıya ulaşacağını düşünmemelidir.

“Yürüttüğü mücadeleleri birleştiren ve uzun vadeli hedeflerini gelecek olanaklara açarak uzlaştıran bir stratejik yaklaşım geliştiremeyen hiçbir hareket kendini devam ettiremez ve büyüyemez.” (S. Federici)

Öncelikle, strateji, etkin olması ve hareketi sonuca götürmesi için, devrimci olmalıdır. Çünkü, devrimci strateji, hareketin iktidarın ele geçirilmesiyle bağını kurar. Siyasi iktidar ve yeni bir toplumla bağ kuramayan bir strateji, kadın hareketinin ihtiyaçlarına yanıt olmaz. Hak elde etmenin ötesinde ve ilerisinde, toplumu dönüştürme hedefi, işte kadın kurtuluş hareketinin gereksindiği strateji böyle bir stratejidir.

Kadın hareketinin bir güç olma ihtiyacı temel önemdedir ve ivedidir. Fakat, herhangi bir güç değil devrimci bir güç. Hareketin önüne koyacağı hedef ancak devrimci bir güç tarafından gerçekleşebilir.

Konuyla sıkı sıkıya bağlantılı diğer bir sorun, devrimci bir stratejiyi hayata geçirecek bir yetenek göstermektir. Çünkü doğru, etkili bir strateji hazırlamak ilk adımdır. Onu hayata geçirmek ilk adımı izleyecek diğer bir adımdır. Doğru bir stratejiyi hayata uygulayacak olan, isyancı ve devrimci örgütlenmedir.


Eski Dar Yapıyla Çatışma


“Herşeyin aşırı bireyselleştiği ve sadece bireyin merkezde olduğu, onun çıkarlarının, isteklerinin, arzularının tamamının merkezde olduğu ve geri kalan hiçbir şeyin önemli olmadığı ilişki.”

“aslında aşkın tanımı değişti ve beraberinde yeni anlamlar, kurallar, ilişkilenme biçimleri gelişti.” (Dr. Gözde Cöbet – Bir gün, 17.05.2024)

İnsanlar arasında gelişen yeni ilişkiler açıklandığında, bunun genel anlamı da ortaya konmalıdır. Kapitalist toplum bencil bireyciliğin alanıdır. Birey, doğayla kendi dışındaki tüm canlılarla ilişkilerinde ben merkezdir. Bencil bireycilik ve bütün kötü anlayışların, kötü tutkuların kaynağı bu toplumdur. Herşeyden önce, bu temel ve genel saptamanın yapılması gerekiyor.

Kapitalist toplumda, herkes belirli bir sınıfa aittir, yani bireyselliğinin sınıfsal temeli var. yalnızca sınıfsız komünal bir toplumda, her birey, toplumun bir üyesidir. Birey, gerçek anlamda, bireyselliğe sahiptir. Çünkü, tüm üretim araçlarının toplumun ortak mülkiyetinde olduğu bir yerde, herkes bireyselliğini yaşar.

Eski toplumda, genel olarak insan ilişkileri değişime uğrar. Yeni ilişkiler, eski yapıyla çatışır. Eski toplumsal yapı yeni kadın, erkek ilişkisine dar gelir. Yeni ilişki biçimiyle, eski yapı arasındaki çatışma toplumun tüm yüzeyini kaplar. Değişen insanlar, her noktada, eski yapıya ateş açarlar. Ama halen eski toplumun çerçevesi içindeyiz. Eski toplum yıkılıp gitmeden, yeni insan ilişkileri özgürce gelişemez. Bugünden başlayarak aşk da yeni anlamlar kazanır.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentários


EKA3-01.png

dünyaya başkaldırıyoruz!

© 2023 by RAFTER'S. Proudly created with Wix.com

bottom of page